Tarihçi Araştırmacı Yazar Mustafa Akpınar’ın yazısı:
Türkiye’de cemaat, tarikat meselesi artık bir milli güvenlik sorunudur…Devletimiz bu tür yapıların özellikle devlet aleyhine faaliyet gösteren, suça bulaşanların üzerine sonuna kadar gitmelidir.
Türkiye’de cemaat ve tarikat meselesi bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Geçmişte FETÖ terör örgütü 15 Temmuz kalkışmasını yapmış ve çok tehlikeli, kriminal bir yapılanma olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda uluslararası alanda Türkiye aleyhine faaliyet göstererek CIA ve MOSSAD gibi İsrail ve Amerika’nın istihbaratlarıyla iç içe faaliyetlerde bulunmuştur. Zamanla bu yapı Türkiye aleyhine faaliyetlerde bulunmuş, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a 15 Temmuz kalkışmasıyla suikast düzenleyecek kadar gözünü karartmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de cemaat meselesi devletimiz tarafından şu anda derinlemesine analiz edilip suça bulaşmış olanlara gerekli hukuki inceleme başlatılmıştır.
Bunlardan bir tanesi de kamuoyunda "Süleymancılar" diye bilinen yapıdır. Bu yapı özellikle Alihan Kuriş’in başa geçmesinden sonra devlet aleyhine faaliyetlerde bulunmuştur. Kara para aklama, suç örgütü oluşturma, vergi kaçırma gibi konulardan gözaltı işlemleri ve tutuklamalar gerçekleşmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her yönüyle bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğüne inanan, hukuka güvenen, hukukla iştigal eden herkes bilir ki devletimiz hukukun dışında hiçbir hareket, iş ve eylem kesinlikle yapmamaktadır. Aynı zamanda geçmiş dönemde Süleymancılar cemaatinin başında bulunan Ahmet Arif Denizolgun'un mezarı suikast iddiasıyla tekrardan açılmıştır. Alihan Kuriş uzun yıllardan beri yurt dışıyla farklı temasları olan, özellikle Almanya’da faaliyet gösteren bir yapılanma içerisine girmiştir. Yoksa Alihan Kuriş, Alman istihbaratı BND ile Türkiye aleyhine faaliyet mi yürütmektedir? Devletimiz bunları en ince detayına kadar araştıracak, soruşturacak ve bu konuların üzerine gidecektir. Bunun yanında bu cemaatlerde olan, hiçbir suçu olmayan masum vatandaşlarımız tedirgin olmasınlar; çünkü devletimiz her şeyin farkındadır ve bu konulara çok temkinli, dikkatli yaklaşmaktadır.
Diğer bir vakıf olan Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul’un vakfına da operasyon düzenlenmiş ve tutuklama yapılmıştır. Özünde temiz gibi görünmeye çalışan ama kime, nereye, nasıl hizmet ettiği belli olmayan, sürekli devlet aleyhine faaliyet gösteren, devletin kurumlarını itibarsızlaştıran, gittiği her yerde olay çıkaran Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul yoksa İran’a ajanlık faaliyeti mi yürütmektedir? Devletimizin bu konuyu ciddi bir şekilde araştırması gerekmektedir. Evindeki aramalarda hiçbir delil bulunmamış gibi görünse de Alparslan Kuytul, bize göre devlet aleyhine faaliyet gösteren bir yapı ve kuruluştur.
Devletimiz 18 yaşındadır. Kesinlikle devlet aleyhine faaliyet yürüten, vatandaşlarımızın beynini yıkayan, onları mankurtlaştıran, onların düşünme yetilerini yok eden, ailelerine karşı isyan ettiren bu tür cemaatlere karşı operasyonu mutlaka yapmalı; bunların başlarındaki kişiler adalet önünde hesap vermelidir. Türkiye’deki cemaatler maalesef gençlerimizi, geleceğimizi, istikbalimizi yok etmektedir. Özellikle FETÖ, Süleymancılar ve Furkan Vakfı gibi tür yapılanmalar ülke içerisinde birlik ve beraberlik ortamının, kardeşliğin ortadan kaybolmasına; zamanla devletle çatışma zeminine girilmesine sebep olmaktadır. Bu tür yapıların bütün gelir kaynaklarına el konulmalı, müsadere edilmeli; bu tür yapılar içerisinde olan insanlarımız devletimizin kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönlendirilmelidir. Okullarda, özellikle ilkokulda çocuklarımızın dini eğitimi verilmeli; Milli Eğitim Bakanlığımızla Diyanet İşleri Başkanlığımız koordineli bir şekilde faaliyet yürütmelidir. İlkokuldan itibaren çocuklarımızın dini eğitimi tamamlanmalı, arada köprü görevi gören bu tür yapılar kesinlikle yok edilmelidir.
Bu tür yapıların temel mantığı menfaat ve çıkar üzerine kurulmuştur. Kendileri lüks ve şatafat içerisinde hayat sürerken, vatandaşlarımız her türlü desteği verirken cemaat liderleri bu tür imkanları kendileri, çocukları ve aileleri için kullanmaktadır. FETÖ ortada, Alihan Kuriş ortada, Furkan Vakfı da ortada... Bu nedenle bu yapıların üzerine gidilmesi gerçekten son derece önemlidir. Özellikle gençlerimizin beynini küçük yaşlarda yıkayıp kendilerine emir-komuta zincirinde hipnoz etmektedirler. Böylece o gencimiz yeri geldiği zaman anne ve babasını dahi dinlememektedir. Anne ve babalarımız uyanık olmalı, çocuklarını cemaatlere kaptırmamalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığımız her türlü hizmetlerini fazlasıyla yerine getirmektedir. Dolayısıyla devletimizin bu konuda duyarlılığı çok fazladır. Gençlerimize sahip çıkılmalı, gençlerimiz bu tür yapıların yurtlarına ve içine asla ve asla girmemelidir.
Sonuç olarak İslam; Kur’an, sünnet ve hadis üzerine kurulmuş bir dindir. Bu nedenle Allah ile kul arasına ikinci bir kişi asla giremez. Türkiye’de cemaatler artık bir Milli Güvenlik Kurulu meselesi haline gelmiştir. Vatandaşlarımızın iyi niyetleri suistimal edilmiş, verdikleri kurbanlar bile yerine ulaştırılmamaktadır. Bu operasyonları yapan İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi Bey’e, Adalet Bakanımız Akın Gürlek Bey’e; aynı zamanda yiğitlerin harman olduğu Emniyet teşkilatımıza ve kahraman Jandarma teşkilatımıza şükranlarımızı borç biliriz. Adaletin kılıcı keskin olsun. Cenab-ı Allah devletimize, milletimize hainlik düşünenleri kahruperişan eylesin.
Mustafa Akpınar
Tarihçi Araştırmacı Yazar



